Sismoloji (deprembilim), her yönüyle depremleri inceler ve bunları önceden saptamayı amaçlar. «Epinyada, tarih boyunca, deprem yoğunluğunun ve yerel tektonik hareketlerin incelenmesi, kesin tarih vermese de, deprem riski taşıyan yerleri öngörmemizi sağlayabilmektedir. Buna en iyi örnek, ABD’nin batı kıyısındaki^Sah And-reas fayıdır. Son on yıllardaki deprem yoğunluğu ve tektonikle ilgili bilgiler, bir deprem olasılığının önceden saptanmasına imkân vermektedir. ABD, California eyaletinde yer alan San Francisco kentinin güneyi için 1988-2010 yıllan arasında, yüzde 30 ihtimalle 7 veya daha yüksek şiddette bir deprem olasılığı saptanmıştı. Kısa bir süre sonra beklenen gerçekleşti. 18 ekim 1989′da, kentin güney bölgesi, 7.1 şiddetinde bir depremle sarsıldı;
Sismoloji petrol ve maden araştırmalarında, aynca Dünya’nın iç anatomisinin incelenmesinde de sismik dalgalardan yararlanır. Dalgaların yayılım hızındaki değişiklikler, yerkürenin belli başlı birimlerinin (kabuk, üst manto, alt manto, dış çekirdek, iç çekirdek) tanımlanmasına olanak sağlamıştır. Bu görünüm yavaş yavaş kesinlik kazanmıştır. Bugün, sismologlar yeni bir çağa, dünyanın derindeki katmanlarının üç boyutlu görüntüsünü veren, sismik tomografi çağına girmişlerdir. Yerkürenin ortalama yapısına oranla dalgaların yayılım hızı arasındaki açıklıkların tanımlanması üzerine kurulu olan bu yeni yöntem, kesitler ve haritalar hazırlanmasına ve madde hareketlerinin seyredilebilmne imkân vermekte.