Sera Etkisi

Posted by admin on November 13th, 2008

Dünya atmosferinin yüzde 99′u oksijen ve azottan oluşur. Diğer gazların (su buharı, karbon gazı, metan, ozon vb) oranı çok düşüktür, ama bunların ısıl (termik) rolü çok önemlidir. Atmosferi oluşturan gazlar doğrudan Güneş ışınımını kısmen geri yansıtır ve yayımlar, ama ozon dışında bu ışınımı soğutmaz.
Bununla birlikte karbon gazı, su buharı, metan, ozon gibi gazlar, Dünya’dan yayımlanan kızılaltı ışınımı soğurma özelliğine sahiptin bu durum ö-zellikle yoğun oldukları aşağı atmosferin ısınmasını sağlar. Bu gazlar olmasaydı, Dünya atmosferi donardı ve ortalama 15 “C olan sıcaklığı -18 °C olurdu. Güneş ışınımına « saydam », ama Dünya’nın yansıyan kızılaltı ışınımını « soğurucu » olan bu gazlar, Güneş ışınımının içeri girmesine imkân veren, ama ısıyı tutan cam yapılara benzetilerek, sera etkisi yaratan gazlar olarak adlandırılır.
Bu gazların atmosferde deetkisi, bölgelere göre değişir. Mesela buharlaşma ve su buharı miktarı, Amazon ormanlarının üzerinde Sahra’dakinden çok daha fazladır. Enerji dengesinin özellikle Güneş ışınımına bağımlı olduğu gündüz boyunca, bu ışınım Amazonya’daki bulutlar tarafından şiddetle yansıtılır ve burada toprak Sahra’dakinden daha az ısınır. Geceleriyse enerji dengesi yalnız Dünya’dan yayımlanan kızılaltı ışınıma bağımlıdır. Bu ışınım Amazonya’nın nemli atmosferince soğurulur. Bu yüzden, Amazonya atmosferi gece boyunca sıcak kalır. Oysa Sahra’nın, kızılaltı ışınıma saydam olan sıcak atmosferi çok soğur. Sonuçta, gündüz sıcaklığıyla gece sıcaklığı arasındaki fark, Amazonya’da Sahra’dakinden çok düşüktür.
Sanayileşmiş bölgelerde sera etkisi kentler gibi atık gaz (karbon gazı, metan vb) yoğunluğunundaha yüksek olduğu yerlerde, özellikle de atmosferin çok durgun olduğu ve gazların dağılmasına izin vermediği durumlarda artar.

Filed under: Bilim Teknik, Evren ve Dünya, Küresel Isınma | No Comments »

 

Atmosfer ve Ekoloji

Posted by admin on November 13th, 2008

OZONDAKİ DELİK EN ÇOK BİLİNEN VE HEYECAN UYANDIRAN BOZUKLUKTUR AMA, ATMOSFERDEKİ TEK BOZULMA DEĞİLDİR.

Stratosferdeki ince ozon tabakası Bizi, güneşin deri kanserine yol açabilecek veya daha genel olarak, canlı maddeleri etkileyebilecek zararlı morötesi ışımasından korumaktadır. Bu tabaka ozonun, stratosferdeki moleküler oksijenin ayrışmasından sonra oluşmasıyla, diğer bazı moleküllerle birlikte tepkimesi sonucu yok olması arasındaki dengeden doğmaktadır.
Ozon tabakasının çeşitli sına! ürünler, özellikle de CFC’Ier (klorofluorakarbonlar) yüzünden bozulma tehlikesiyle karşı ‘ karşıya olduğu 1970′li yıllardan beri vurgulanmaktadır. Gerçekten de değişik soğutucu sistemlerde, spreylerde veya plastik köpüklerde kullanılan bu gaz, stratosfere doğru yavaşça yükselmekte ve burada, ışıl ayrışması yoluyla katalitik çevrim esnasında ozonu tahrip eden klor atomlarını açığa çıkarmaktadır.
Ozon kutuplar üzerinde, geniş bir vorteks içinde kış kutup havasının yalıtımından ileri gelen mevsimlik değişikliklere maruz kalır. 1985 yılında, ilkbaharda Antarktika üzerinde ozon tabakasının inceldiğinin açıklanması, stratosferin kirlenmesiyle ilgili tartışmalan hızlandırmıştır. O tarihten beri balonlarla veya uydularla gerçekleştirilen çeşitli gözlemler kutupta yıldan yıla belirginleşen bir « ozon deliği »nifl varlığını doğrulamıştır. Bu süreç tam olarak anlaşılamamakla birlikte, klorun olumsuz etkisi (sınaî veya volkanik kaynaklı) kanıtlanmış sayılır.
CFC’lerin kullanımına getirilen kısıtlamalar birçok devlet tarafından uygulanmaya konmuştur. Ne var ki, yama maddelerin açığa çıkardığı karbon dioksit de (CO2 bir atmosfer kirliliği tehlikesi yaratmaktadır. Bu gaz, bugün yılda ortalama yüzde 0,2 oranında bir artış göstermektedir. Güneş’in kızıialü ışınlarının soğurulması, iklimi ısıtabilecek ve okyanusların seviyesini yükseltebilecek bir « sera etkisi »ne (CH4 ve CFC için böyledir) yol açabilecektir.

Filed under: Bilim Teknik, Evren ve Dünya, Küresel Isınma | 1 Comment »

 

Bileşim, Sıcaklık ve Yükselti

Posted by admin on November 13th, 2008

ÇOK DEĞİŞİK ÖZELLİKLERİ OLAN FARKLI KALINLIKTAKİ KATMANLAR HALİNDE ÜST ÜSTE YIĞILAN ATMOSFERİN BİLEŞİMİ, TIPKI SICAKLIĞI GİBİ, YÜKSELTİYE GÖRE HİSSEDİLİR BİÇİMDE DEĞİŞİR

Değişik atmosfer gazlan arasındaki karışım süreci 100 km’nin alanda nispeten daha hızlıdır ve bileşim, komosfer olarak adlandırılan bu bölgede, pratik olarak değişiklik göstermez. Kuru havada, ortalama yüzde 78 azot (NJ, yüzde 21 oksijen (OJ, yüzde 1 argon (Ar) ile eser hidrojen (H2) ve ozon (Oj) veya değişik nadir gazlar (Ne, He, Kr, Xe, Rn) bulunur. Aşağı atmosferde, aynı zamanda değişik oranlarda havada asıltı halinde kirletici gazlar (CO2 CH4 N20, NO, NO2, NH3, SIO2, CO…), su (H20) ve aerosoller (volkanik, sanayi veya meteor tozlan, kum tanecikleri, tuz kristalleri, polenler vb) vardır. 500 km’den yukardaki heterosfer’dc yerçekimi alanındaki yayılma süreci, karışım sürecini zayıflatır. 150 km’de, ana bileşen (Güneş’in ışıl ayrışması sayesinde) oksijen atomu halini almıştır; daha yukarılarda hâlâ helyum vardır; 500 km’nin ertesinde ise, hidrojen atomu başlar.
Sıcaklığın yükseklikle birlikte artması, atmosferin, almaşık olarak azalıp çoğaldığı halka biçiminde katmanlar halinde sıralanmış olmasına bağlıdır; bunlar « poz » sonekiyle tanımlanan ara bölgelerle birbirinden ayrılmıştır. Bulutların bulunduğu troposfer Dünya yüzeyinden (kızılaltı ışımanın soğurulmasıyla oluşan bir ısı kaynağı) başlar, kutuplarda
8 km ve ekvatorda 17 km’ye kadar ulaşılabilen bir yükseltide sona erer. Sıcaklık, basınca uygun olarak km’de 6,5 °C azalmaktadır. Hızlı hava akımları olan jetstreamlerin oluşturduğu tropopoz içinde, sıcaklık -57 °C civarında sabit kalmaktadır.
Daha sonra, 50 km yüksekliğe kadar, sıcaklığın 0 “C’ye kadar yavaşça yükseldiği stratosfer gelir. Bu gelişme, bir enerji akışıyla açıklanmaktadır; ısı, çeşitli kimyasal tepkimeler sırasında, Güneş’in morötesi ışımasının (ykl. 0,2 ilâ 0,3 um…) soğutulmasından ortaya çıkar. Bu da bazı moleküllerin ışıl ayrışmasına ve 25 km yükseklikte en yüksek yoğunluğa ulaşan çok ince bir ozon tabakasının (1 milyon 02 molekülü için 1 Ö3 molekülü) ortaya çıkmasına neden olur.
Stratopoz”dan sonra, termik gradyan negatifleşir. Mezosfer 85 km’ye kadar uzanır, en yüksek noktasında mezopoz yer alır. Sıcaklık -100 °C civarındadır. Daha da yükseklerde, termosfer, Güneş’in enerji yüklü morötesi ışımasının soğurulmasından doğan (0,2…um’nin altında) pozitif bir gradyan ortaya koyar. 500 ila 1000 km’nin ötesinde, egzosfer’de, ortamın özellikleri temel olarak güneş etkinliklerine bağlıdır.

Filed under: Bilim Teknik, Evren ve Dünya | 1 Comment »

 

Atmosferin Yapısı

Posted by admin on November 13th, 2008

Atmosfer, bulutların gezindiği ve meteorolojik olayların olup bittiği alanla sınırlı değildir. Atmosferin Dünya kütlesinin milyonda biri kadar olduğu kabul edilen toplam kütlesinin yüzde 99′u 30 kilometre yüksekliğin altında (toplam kütlenin yansı 5 kilometre yüksekliğin altında) yer alır. Ama, yerçekiminin etkisiyle 100 kilometre yükseklikte bile oksijen ve azot vardır; 1 000 kilometrede hidrojen ve helyum gibi bazı hafif atomlar hâlâ varlığını sürdürebilir; 100 000 kilometrede, gezegenin manyetik alanının etkisi gene de hissedilmeye devam eder.
Balonlar, füzeler veya uydular aracılığıyla yapılan araştırmalar sayesinde yapısını çok iyi bildiğimiz Dünya atmosferi, zaman içinde büyük bir değişime uğramıştır. Bundan yaklaşık 4,7 milyar yıl önce Güneş Sistemi’nin oluşumu sırasında, atmosfer esas olarak hidrojen ve helyumdan ibaretti. Bu hafif gazların büyük bir bölümü atmosferden hızla uzaklaşmıştır. Yerkürenin içinde başlayan radyoaktif ısınma sonucunda, yoğun bir gaz çıkışına neden olan yanardağ püskürmeleri meydana gelmiş, böylece büyük ölçüde su buharı, karbon gazı veya azottan oluşmuş ikinci bir atmosfer ortaya çıkmıştır. Sıcaklık yavaş yavaş düşmüş, su yağışlar biçiminde yoğunlaşmış ve karbondioksit yeni oluşmuş olan okyanusların içinde karbonatlar meydana getirmiştir. Nihayet 3,5 milyar yıl önce bu okyanuslarda ilkel yaşam biçimleri ortaya çıkmıştır; oksijenin biyolojik olarak üretimi fotosentezle başlar. Böylece yavaş yavaş, bugün bilinen yaşam  biçimleri için gerekli olan atmosfer meydana gelmiştir.
Bu atmosfer bizi çok çeşitli olumsuz dış etkilere karşı korumaktadır. Güneş’in gönderdiği enerji yüklü tehlikeli parçacıklar manyetosfer kuşağı içinde tutulur; bunların varlığı kutup ışığıyla kendini göstermektedir. Dünya’nın dışından gelen kayaç parçalan yüksek atmosferde durdurulur, akanyıldızlar veya meteorlar haline gelerek yok olur. Zararlı morötesi ışınlar, fotokimyasal tepkimeler sırasında soğu-rularak ortadan kalkar; stratosferdeki ince ozon tabakasının, Dünya’daki yaşam üzerindeki rolü son derece önemlidir.

Filed under: Bilim Teknik, Evren ve Dünya | 1 Comment »

 

Son Konular

Categories

Archives

Blogroll

Meta